Tasavvuf literatüründe vatan, gurbet, sila-i rahim kavramlari insanin dünyaya seferini ele alirken üzerinde durulan temel mefhumlardandir. Sflere göre insanin esas vatani bu dünya veya icinde konakladigi bedeni degildir. Bilakis, insan sadece dünyada degil kendi bedeninde dahi gurbettedir. Onun esas vatani ise, bu dünyaya gelmeden önce koparildigi aslidirhakkatidir. Hz. Mevlana Mesnevsinin ilk on sekiz beyitinde
Beni neyistandan kestiklerinden beridir feryadimdan kadin erkek aglayip inlemektedir
misralariyla bu sirri beyan etmektedir.
Ahadiyet mertebesine yani insanin aslina isaret eden neyistandan koparilan insanin kadin mesabesindeki nefsi ve erkek mesabesindeki akli bu koparilistan dolayi daimi bir hasret icindedir. Insan, özledigi her seyde aslinda kendi hakkatini, Rabbini özlemektedir. Bununla birlikte sflere göre Allah, gurbet mekani olan dünyaya hatirlaticilar göndererek kullarina merhametini izhar etmis ve hasret derdine sohbet devasini ihsan etmistir. Mürsid, Allahin rahmet tecellsi olup sila-i rahmin hakkatinden müridini haberdar edendir. Onu irsad ederek aslina rücu ettirendir.
Bu eserde, bir kadin sf olan Meskre Sargutun sahsinda bir mürsidin talebesini mektuplasma yöntemiyle nasil irsad ettigi ele alinmaktadir.